13 Nisan 2011 Çarşamba

Galatasaray Medical Park - Fenerbahçe 84-69 (Salondan İzlenimler)

Final serisinin ilk maçını daha kalabalık bir ortamda kazanan bayan basketbol takımımız, sanki ilk maçta bize yeterli olanı aldık, gerisini Caferağa atmosferi güvencesiyle tamamlarız havasında oynayınca, serideki ikinci maçı ezeli rakibine bırakarak 1-1 eşitlikle kendi evine kağıt üzerinde avantajlı dönen taraf oldu.

Rakip ise tekrar kaybetmeleri halinde herşeyin biteceği düşüncesiyle bütün motivasyonuyla hakemlerinde müsadesiyle sert şekilde mücadele edince maçın büyük kısmında skorda kopukluğun olduğu bir oyun izledik.

Gerçi hakemlerin kötü olduğu üzerine her iki tarafta hemfikir olabiliyor ancak herkes kendi açısından subjektif baktığından kimse herhangi bir pozisyon üzerine birbirini ikna edemiyor,salondan çıkarken de galatasaraylı arkadaşla hakemlerin hangi taraf lehine çalıştığı üzerine tartışıyorduk. Zaten salonda evsahibi olan taraf hakemlerin kararlarını hiç bir şekilde beğenmez, o ortamın verdiği hırçınlıkla herkes kendi istediği gibi görür, aynı ruh hali Caferağa'da bizim üzerimize de yansıyacak.

Son zamanlarda gittiğim birkaç bayan basket maçıyla ilgili burada yazmaya fırsat olmadı. Final serisinin ilk maçı ziraat maçımız ile çakışmıştı, ikinci maça ise galatasaraylı bir arkadaşım ve onun nişanlısı ile gidiverdik. Maç vaktine doğru içeri giren diğer Fenerbahçeli tanıdıklarla da beraber maçı takip ettik.


Salona erken girdiğimizden büfeden ufak bir alışverişle tribüne yöneliverdik, burada para üstü olarak kağıt fiş verilmesi Sinan Erdem salonundaki zoraki para bütünleyici alışverişe göre daha mantıklı oluyor. Büfenin orada gördüğüm zafer kalaycıoğlu'nun suratına ise bakmak bile istemedim.

Henüz ortada ısınan oyuncular yokken az sayıda taraftar vardı, bir kısmı pota arkası boyunu da aşan arda turan pankartını yerleştirmekle meşguldü.
Zaman ilerledikçe gs oyuncularından birkaçı çıkınca alkışlar yükseldi, bizim takımın da salona geldiği ortalıkta dolaşan iki lüzumsuz Didem Akın ve Semih Özsoy ikilisinden belliydi. Semih Özsoy'un ilgisini pankart çekince önüne kadar gidip bir süre bakınarak orada ne yazdığını çözmeye uğraştı.

Bizim takımdan sahaya şut atmaya ilk gelenler iki genç oyuncu Olcay ile Ecem oldu, sarı laciverti gören taraftarlar hemen ıslıklamaya ve Fenerbahçe kaşarları... diye tempo tutmaya başladı.
Aynı sahne daha sonra parça parça diğer oyuncular geldiğinde de yaşanıyordu.

Ancak sahada henüz dört Fenerli varken ve daha ortada Nevriye Yılmaz yokken "Nevriye Nevriye .rospu Nevriye" diye tezahüratlar yapılıyordu. Nevriye takım toplu halde sahaya çıktığında daha kalabalıklaşmış olan taraftarlar tarafından büyük sevgiyle anıldı.

Matovic ile Horakova ısınmaya çıktığında da onlara protesto sesleri yükselince oyuncular gülüyordu, yabancı oyuncuların arkasından Fenerbahçe kaşarları... diye tezahürat etmeleri de ilginçti.
Neyse bir süre sonra ingilizce bildiklerini gösteren .uck you Matoviç sesleri yükseldi.
Lazslo Ratgeber'de sahaya adım attığında İvana gibi "Ratgeber Ratgeber .uck you Ratgeber" şeklindeki hoşgeldin selamlarını gülümseyerek aldı, devre arası önlerinden geçerken de aynı ilgiyi esirgemediler.

Bizim salonda son zamanlarda ışıl hariç diğer oyuncularla yabancılarla koçlarla falan böyle toplu halde sevgi gösterileri pek olmuyor. Genelde makara olsun diye yüklenilen ışıl fazla sivrilmeseydi belki onu da kimsenin ipleyeceği olmazdı, zafer kalaycıoğluna geçen sene kendimizce haklı olarak yapılan protestolar haricinde koçlarla pek temasımız olmazdı.

Takımımız anonsla resmi ısınma periyodu için sahaya evsahibinden önce çıkıverdi, aralarında Tammy Sutton Brown'un olduğunu Anete'nin kadroda olmadığını farkettim. Takım çıkarken başlayan uğultu üstüne Fenerbahçe kaşarları... temposu sonrası üçlü çekerek a.....a....koyayım Fenerbahçe şeklinde döndürmeye başladılar, üstüne mehter yaparak Fenerbahçe köpeğine şampiyon Fener yazma arzularını dile getiriyorlardı ki kendi takımlarının çıkışı anons edildi.

Takım sahaya çıkmadan önce medical park ve gs bayraklarını sallayan görevliler diziliverdi.
Maçtan önce minibüste denk geldiğimiz birisi animasyon grubu anonscusu olduğunu anlatıyordu, orada söylediği gibi tshirt-şapka yanısıra medical park check up hediyelerinin de olduğu maç öncesi ve devre arası basket atma yarışmalarını idare ediverdi. Bizim Acıbadem sponsorumuzun taraftarına herhangi bir check up falan hediye ettiğini henüz görmedik.


Evsahibi takım taraftarlarının üçlüsü ardından tribüne çağırılarak vur-kır-parçala bu maçı kazan sesleriyle ısınmaya başladılar. Sahaya çıktığı anda olduğu gibi ısınmalar sırasında da ışıl alben'e ilgi gösteriliyordu, çoğunlukla bench arkasına yakın tarafta toplanmış taraftarlar oyunculara bireysel tezahürat etme uğraşındayken anonscunun potaya basket attırma yarışması için çıkardığı sesler zaman zaman bunları bozuyordu.

Salondaki doluluk artmıştı, çoğunluğu maraton tribününde toplanan tezahürat edecek taraftarlar haricinde pota arkaları boş sayılırdı. Saha içi koltuklar zaman ilerledikçe gelen sahiplerince dolduruldu, protokolün sol tarafı sağ tarafa göre biraz daha doluydu, salonda maç vakti yaklaşık 3500 kişi vardı.

Maç başlamasına 10 dakika kadar varken birden bire arda turan büyük kaptan vs. tezahüratları başladı, uzun bir süre devam etti. Sanki salona gelmiş gibi herkes ayaklanıp kafayı protokolün oraya çeviriverdi ama kimse farkedilmiyordu, büyük ihtimal başkanları gelince mesaj vermeye niyetlendiler.

Ben salona giren Fenerbahçeli tanıdıkları bulmak için turlarken, anonscunun mikrofonu bir ufaklığa verdiği sesten anlaşılıyordu, küçük taraftar salondakilere rerere-rarara... yaptırdıktan sonra haydi cimbom haydi, tam zamanı şimdi... diye tezahürat etti.
Takım anonsları bizim oyuncuların şiddetli uğultular arasında sahaya çıkıp gene küfürler yemeleriyle son buldu.

Bizim bench yakını pota arkasında elli kişi kadar ufak bir grup taraftar duruyordu, onlar bizim hücum ettiğimiz saha ikinci yarı değişince oradan ayrıldılar.

Maça iyi başlayıp 15-1 lik bir seri yiyerek kontrolü kaybediverdik, hakemlerin verdikleri kararlar oyuncuların sinirlerini bozup sürekli itiraz etmelerine sebep oluyordu, devreye biraz daha yakın skorla gitsek iyi olur diye düşündüysekte olmadı.

Erken faul problemine girebilecek olan tamika yaptığı abartılı itirazlarına rağmen maçı tamamlayabildi, onların bu cüretkar hallerini biz ağzımız açık izleyiverdik.

Maçtan önce pota arkası tribüne yığılı duran sopalı bayraklar, ikinci devre başlamadan önce diğer pota arkasında duran ufak grup buraya geçince hızlı bir şekilde tribün liderleri tarafından hepsine dağıtılıverdi. Bizim takım bu tarafa hücum edip faul falan atarken dikkat dağıtma çabaları sergiliyorlardı.

Zaman zaman molalarda başlattıkları kupaları şirketlere bırakmayalım tezahüratı ise adı medical park olan bir takım için garip kaçıyordu. Kendi takımları faul atarken karşılıklı tezahüratlara devam ettikleri de oluyordu.
Bazen maraton tribün kendini tezahürata kaptırmışken, top bize geçince salonun geri kalanından ıslıklar yükselince onların da tezahüratı kesip baskıya yönelmesi gibi güzel örneklerde gördük.

İkinci yarı onları sıkıntıya sokacak bir performans sergileyemedik, rakipteki yabancı oyuncuların faul yaptıkları pozisyonlarda dahi provokatif tavırlar sergilemesiyle salondakilerde bu itirazlara katılıyordu, dışardan şut tehdidimiz Anete'de olmayınca zayıf kaldığından sık sık içeri katetmek zorunda kalıyorduk, dayak yiye yiye potaya ulaşmak bizim oyuncuları oldukça yıprattı ve yıldırdı.

Bizim oyuncu top rakibin ayağına çarptı diye itiraz ederken hakemler hiç oralı bile olmuyordu, Birsel darbe aldığı bir pozisyondan sonra iyice sinirlenip kenara gitmek istedi, kenara alınınca da direkt yerine oturmayıp pota arkasında ki boş alanda bir kaç tur ileri geri yürüyüp sonra yerine geçti.
Bizim salonlarda kendi kulübümüzün isteğiyle güvenlik sorumluları tarafından kendi taraftarlarına yaşatılan zulüm buralarda hiç göze çarpmıyordu. Maçı takip ederken bir yandan da bu durumları konuşuyorduk, kendi salonlarımızda hem güvenlikçilerle hem de çökçök taraftar profiliyle uğraşmaktan insanların sinirleri bozuluyordu.

Burada tribünün en ön sırasına demirlere kadar taraftarlar yığılmış, set üzerinde birden fazla kişi çıkmışken aralarda gözüken tek tük birkaç özel güvenlik ise ayakta duruyor ve kalabalık içinde kaybolmuş haldeler.

Bizim salonlarda ise en ön sıralar boş tutularak oralara güvenlikçileri oturtuyorlar, aradaki koridor boşluğuna kimsenin doluşmasına izin verilmiyor, aşağıdan tribünü idare edecek bir kişinin sete çıkmasına zor zar ikna oluyorlar.

Bunun yanısıra bir de gereksiz yerleri işgal eden pasif seyirciler nedeniyle tribün bütünlüğü sıkıntılı oluyor, Abdi İpekçi'de ise maraton tribününe oradan bileti olsun olmasın yerleşen bütün taraftarlar tezahürat etmek için gelmişlerdi. Bazen yukarılardan girilen tezahüratlar aşağıdan farklı girilen başka bir tezahüratla karışıp senkronları bozuluyordu. Genelde maçın gidişatı iyi olunca salonun oturarak maçı izleyen seyircilerini de ambiansa katmakta sıkıntı çekmediler.

Salondaki en sağlam güvenlik önlemleri bizim takıma değil de maçın hakemlerine yönelikti. Protokol tarafında alttan giriş çıkış yapan hakemler için oraya sağlı sollu ellerinde kalkanlarıyla çevik kuvvet elemanları yığılıverdi. Maçı saha içi koltuklarda oturarak takip eden polisler hakemlerin geçiş vaktinde talimatla hazırlanıyorlardı. Gerçi bu maç çoğunlukla skorda önde olmalarından ilk maçtaki kadar yabancı madde tehlikesi yaşamadılar.

Her ne kadar ilk maçtan daha sakin bir ortam olsa da, zaman zaman verilen kararlar tepki çekiyordu. Hakem noluyor, .ötün başın oynuyor seslenişleri yanısıra "şampiyon olmamız engellenemez" gibi tezahüratlar ise ulan kim sizi engelliyor, hacettepe bile size çalıştı diye bize ironik geliyordu. Azizin uşağı .bne hakemler tezahüratı bench arkasından yükseldiğinde oraya yakın olan setteki tribün amigosu bir anda o tarafa doğru onları susturmaya gidiverdi.

Nevriye Yılmaz'ın sakatlık probleminden sonra iyi durumda olmadığını önünde yuvarlanan topa eğilemediği ve fast break yediğimiz pozisyonla daha net görüverdim. İçeriden oyunlarda yaşanan sertlik dozajı uzunlarımızın yorulmasına ve zaten Fowles karşısında sıkıntılı olduğumuz ribaundlarda iyice güçlük yaşamamıza yol açtı.

Horakova rakibinin karın boşluğuna gelen dirseğini yediği anda acıyla yerde kıvranmaya başladı. Biz tribünde bu pozisyonu görünce çevredeki evsahibi seyircilerin az olduğu ortamda oha bu nasıl faul olmaz diye ağzımızdan çıkan refleks tepkiyi durduramazken; maçın hakemleri pozisyonu devam ettirdi. Önündeki pozisyonu gördüğü halde hakem eliyle devam işareti yapıverdi, oyunu da ilk başta durdurmadılar, oyuncu yerde kıvranırken bir süre devam etti.

İkiyüzlü hakemler daha sonra başka bir pozisyonda gs oyuncusu ayağı kayarak diğer sahada yerde kalıverdiğinde ise salondan yükselen uğultuyla hemen oyunu durduruverdiler.

Evsahibi takım hocası olduğundan olsa gerek maç boyu bu cesaretle yerinde duramayıp herşeye itiraz edip yalvarıp yakardı, sürekli kendi alanını ihlal ederek sahanın içine girip durması dikkat çekiciydi, bakalım Caferağa'ya geldiğinde nasıl kuzu olacak.

Takımımız maçın ardından kendi bench tarafına ters yerdeki koridordan çıkmak zorunda kaldı, tabii o tarafa yönelirken rahat bırakılmadılar.
Bizim salonda "...koyduk mu" yapılıyor olsa hemen bunu ilk falan filan yapmıştı bize ait değil diye keserler devam ettirmezler, ama buradakiler kim neyi önce yapmış umrunda olmadan maksat eğlence olsun diye yapıyorlardı.
Galibiyeti kutlayan galatasaray oyuncuları taraftarlarıyla karşılıklı cimbombomum benim biricik sevgilim... yaptılar. (şimdi yazarken zorlanınca daha iyi farkettim de cimbombomum nedir yahu kulağa ne absürd geliyor)
Ortaya davet ettikleri ışıl'dan belki de bu sezonun son üçlüsünü isterlerken, o da büyük yıldız havasıyla eli kulağında herkesi ayaklandırıp tezahüratı başlattı, bir maç önce kendisine küfür edenler bir maç sonra böyle yalamış oldular.

Salondan çıkışta galatasaraylı arkadaşla minibüse bindiğimizde, minibüs arkasını dolduran Fenerli ağabeylerle tesadüfen karşılaştım, minibüste galatasaraylıdan çok Fenerli olması da ilginç olmuş oldu.

Bizim için birçok zorlukla geçen bu sezonun sonunda gelecek şampiyonluğun anlamı çok daha büyük olacaktır. Bu nedenle Caferağa'da hem sahada hem tribünde ölümüne savaşacak bir bütünleşmeyi sergilemek için bütün hazırlıklarımızı yapmalıyız.

10 Nisan 2011 Pazar

Kraliçeler gs'yi evinde terbiye ederek 1-0 Öne Geçti.74-77 !!!




TBBL final serisi ilk maçında Galatasaray Medical Park’ı deplasmanda 74-77’lik skorla mağlup eden Fenerbahçe, seride 1-0 öne geçti.


Birsel, Matovic ve Esmeral üçlüsünün sayılarıyla maça hızlı başlayan Fenerbahçe, ilk 2 dakikayı 2-9’luk skorla önde geçti. Rakibine Galatasaray Medical Park, rakibine Bahar Çağlar ve Tamika Catchings’in isabetleriyle karşılık verse de Fenerbahçe’nin üstünlüğü, 5. dakika geçilirken de 9-15 ile sürdü. Sonraki bölümde iki ekip de verimli hücum edemezken konuk ekip son 2 dakikaya da Matovic’in orta mesafe isabetiyle 14-21 önde girdi. Ancak kalan sürede Galatasaray Medical Park, Hodges, Catchings ve Fowles ile 9-1’lik bir seri yakaladı ve periyot sona ererken 23-22 ile ilk kez öne geçti.

İkinci periyota Angel ve Matovic’in sayılarıyla başlayan taraf Fenerbahçe olsa da Bahar ve Hodges’ın isabetleri Galatasaray Medical Park’ın üstünlüğünü korumasını sağladı. Sonraki bölümde de Fowles ve Augustus ile Fenerbahçe’nin farkı kapama çalışmalarına engel olan ev sahibi ekip, 5. dakikayı 35-31 önde geçti. Ardından ise Fenerbahçe’nin 7-2’lik seri geldi ve Sarı Lacivertliler, skorda tekrar öne geçti. Periyotun son bölümü ise Catchings’in arka arkaya isabetlerine sahne oldu ve Galatasaray Medical Park, devre arasına 43-42 önde girdi.

Devre arasından dönüşte, iki takım da savunmaları sertleştirdi ve birbirlerine kolay sayı şansı vermediler ve yalnızca birer basketin bulunduğu ilk 3 dakika, 45-45’lik eşitlikle geçildi. Takip eden bölümde Sylvia Fowles, Galatasaray Medical Park’ı; Birsel Vardarlı da Fenerbahçe’yi sürükleyen isimler olurken Angel ve Matovic’in de katkı vermesiyle avantaj sağlayan Fenerbahçe, son 3 dakikaya 49-56’lık üstünlükle girdi. Kalan süre ise Fowles ve Nevriye’nin düellosu şeklinde geçti ve final periyotuna 56-60’lık Fenerbahçe üstünlüğü ile girildi.

Son periyota Fenerbahçe, Matovic’in isabetleriyle başlarken, Galatasaray Medical Park, ilk sayılarını 3. dakika dolarken Augustus’un orta mesafeli isabetiyle bulabildi. Sonrasında ise Angel ve Horakova’nın Fenerbahçe adına kaydettiği sayılar, 58-58 ile farkı ilk kez çift hanelere çıkardı. Bu bölümde savunmasını iyice sertleştiren Fenerbahçe karşısında Galatasaray Medical Park, ilk 6 dakikada içinde Augustus’un isabeti dışında sayı kaydetmeyi başaramadı ve 58-72’lik skorla fark 14’e kadar çıktı. Sarı Kırmızılılar’ın suskunluğuna, son 4 dakikaya girilirken Gülşah’ın üçlüğü son verirken, Fowles’un da kendisine destek verdiği bölümde iki üçlük daha bulan Gülşah, 24 saniye kala Galatasaray Medical Park’ın farkı 2 sayıya kadar indirmesini sağladı. Ev sahibi ekip, kalan süre içinde öne geçme şansını da yakaladı ancak top kaybı sonucu bu şansı değerlendiremediler ve Fenerbahçe, mücadeleden 74-77’lik galibiyetle ayrılarak seride 1-0 öne geçti.

SALON: Abdi İpekçi

HAKEMLER: Recep Ankaralı - Semih Vural - Ziya Özorhon

GALATASARAY MEDICAL PARK (74): Tuğba Palazoğlu, Donneka Hodges 8 (1 ribaund - 2 asist), Bahar Çağlar 7 (1 ribaund – 3 asist), Işıl Alben 2 (1 ribaund - 3 asist), Gülşah Gümüşay 9 (1 ribaund – 1 asist), Tamika Catchings 15 (8 ribaund - 3 asist), Seimone Augustus 10 (1 ribaund), Slyvia Fowles 23 (21 ribaund)

FENERBAHÇE (77): Anete Jekabsone 2, Hana Horakova 8 (1 ribaund), Birsel Vardarlı 10 (8 ribaund - 9 asist), Esmeral Tunçluer 11 (2 ribaund - 2 asist), Nevriye Yılmaz 11 (6 ribaund – 2 asist), Ivana Matovic 21 (6 ribaund – 2 asist), Nevin Nevlin (1 ribaund), Angel McCoughtry 14 (9 ribaund - 3 asist)

1. PERİYOT: 23-22
2. PERİYOT: 20-20
3. PERİYOT: 13-18
4. PERİYOT: 18-17




















****************

* Tebrikler Kraliçeler.
* Harika bir galibiyet oldu.Böylece saha avantajlarını da ellerinden aldık.2.maçı orada kaybetsekte Caferağa'da 2 maçı alıp 3-1 ile bitiririz.
* 14 sayıdan gelip bu şekilde hem de Işıl Albeni'nin stepsi ile kaybetmeleri senaryo yazsak olmazdı.Süper oldu bu şekilde.12 bin havlayan köpek önünde 14 sayı farkın kapanıp,heyecanlandırıp son saniyede kaybetmeleri fena yıkmıştır şimdi onları.
* Böyle diyoruz ama çok uğraştık maçı vermek için (!).Gerçekten yok böyle bir şey.4.22 kala 58-72 ile farkı 14 sayıya çıkarmışken oradan maça ortak etmek az görülür şey.Tamam sahaya her şey attılar,pisliklerini yaptılar ama Esmeral'in Gülşah'ı tutamayıp 3 tane üçlük attırması,gene Esmeral'in son 4 serbest atıştan 1'ini atabilmesi,Angel'in 20 saniye kala 3 sayı öndeyken 1 saniye bile geçmeden faul yapması ve 2 atışa izin vermesi akıl alır şey değildi.Çok şükür ki Işıl Albeni balonunun stepsini Recep Ankaralı yakaladı ve çok büyük şok yaşamaktan kurtulduk.Recep Ankaralı çok yakmıştır bizi ama 4 saniye kala o stepsi çalması çok ilginçti.
* Bizim adımıza en iyiler Birsel ,Matoviç ve son çeyrekte sadece son 2 atışlardan 2 sayı bulabilse ve 20 saniye kala gereksiz faul yapsa da Angel'dı.
Birsel 10 sayı,8 ribaunt,9  asist ile triple double'ı kaçırırken Avrupa'nın en iyi guardlarından biri olduğunu ve bu takımın bayrak kraliçesi olduğunu bir kez daha gösterdi.Helal Olsun Birsel.
* Matoviç de ne kadar büyük oyuncu olduğunu ve bu maçların oyuncusu olduğunu gösterdi.Nevriye'nin sakatlıktan çıkması nedeniyle fazla zorlamaması ,Newlin'in de sıfır katkı vermesine rağmen hem Fowles'la mücadele etmeye çalıştı hem de 21sayı,6 ribauntluk çok iyi bir performans gösterdi.
* Angel  18/5.% 28 (Bu kadar düşük yüzde çok ilginç) gibi kötü yüzde ile oynasa da 14 sayı,9 ribaunt ile fena  katkı vermedi.12 sayıyı ilk 3 çeyrekte attı.Son maçlardaki ortalamasını tutturdu aslında.
Bundan önceki seride de double double yapmıştı.
* Esmeral 11 sayı  atsada beğenmedim.Kötü savunma yaptı ve neredeyse takımı yakıyordu.
* Anete sanırım rahatsızmış az oynadı.05.28 dk.Daha fazla süre alabilseydi fazla katkı yapardı.
* Ben Horokova yerine Tammy'yi tercih ederdim.Horokova 8 sayı attı.Savunmada ayak çabukluğuna güveniyor hoca ve vazgeçmiyor.Madem Anete rahatsızdı neden Tammy alınmadı anlamadım.Newlin olmuyor.
* Toplam ribauntlarda 38-35 fazla fark olmasa da Fowles'ın 21 ribaunt ve 23 sayılık performansı feci.
Mutlaka iyi box aut yapmak lazım.Nevriye Salı'ya kadar biraz daha iyi duruma gelmeli.Veya Tammy'de kullanılmalı.
* Oyun kurucu farkı sonucu belirledi diyebiliriz.
Işıl  2 sayı 1 ribaund 3 asist
Birsel 10 sayı 8 ribaund 9 asist
*  3.Çeyrekte iyi savunma yaptık.13 sayıda tuttuk.Sabırlı,panik yapmadan hücum ettik.
* Günün repliği : Batur Abi'nin Ceyhun Yıldızoğlu için ''Çok ağlıyor ya '' demesi.
* Angel'ın son çeyrekte Tamika'ya yaptığı blok ve devamında top kaybı yaptırması çok önemliydi.
*Tamika ve Augustus sürekli hücum faul yaptılar
* Doğrusu pek ümitli değildim bu seriden.gs'yi ağır favori görüyordum.5 zenci Amerikalı ve Fowles-Tamika-Augustus üçlüsünü durdurabileceğimizi sanmıyordum.O yüzden erkek voleybol maçını tercih ettim seyretmek için,ara ara bu maça baktım.Son saniyelere bakamadım.Biraz önce tamamını banttan izledim.Maçı hakederek kazandık.Beklediğimden de çok iyiydik.Angel'ın performansı belirleyici olacak demiştim.Bu civarlarda istatistik yapsın - tabii yüzdeyi yukarı çekerek - yeter.Birsel,Matoviç ve Nevriye gerekeni yaparlar.
Daha Esmeral,Anete ve Tammy de var.
Gülşah'ın bildiğimiz ama önleyemediğimiz 3 üçlüğü 9 sayı ekstra idi gene de.Geri getiren bu üçlüklerdi.
Yoksa maç kopmuştu.
* Bu duruma biz kendimiz getirmiştik,şimdi düzelttik.Bugün oradan galibiyet çıkaran takım artık seriyi vermez diyorum ama gene de temkinli olalım.2.maçı da aynı disiplin ve inançla oynayalım.Salı günü bu kadar köpek olmayacaktır orada.Kafadan kırdık hayallerini.İnşaallah sonunu getiririz.

7 Nisan 2011 Perşembe

Kraliçeler Finalde : 70-95 !!!

Bayanlar  Birinci Ligi Play-Off Yarı Final serisinin ikinci maçında Menderes Spor Salonu’nda Botaş, Fenerbahçe’yi konuk etti. Maçtan 70-95 galip ayrılan Sarı Lacivertliler, 3-0’lık seri ile finalde Galatasaray Medical Park’ın rakibi oldu.

Karşılaşmaya hızlı başlayan Fenerbahçe, Angel McCoughtry’nin art arda gelen sayıları ile hücumda bir seri yakalayarak ilk 3 dakikalık bölümü 2-8 önde geçti. Moladan Whitney Boddie’nin turnikesi ile dönen ev sahibi ekip, rakibinin boyalı alandan bulduğu basketlere engel olmakta zorlandı. Ivana Matovic’in pota altı basketi ile 7. dakikaya 8-15’lik üstünlükle giren Sarı-Lacivertliler, çeyreğin son bölümünde serbest atış çizgisinden kaydettiği isabetlerle ilk periyodu 17-21’lik skorla önde tamamladı.

Şaziye İvegin’in üç sayılık basketi ile başlayan ikinci çeyrekte 13. dakikaya 19-26’lık skorla girildi. Santos De Oliviera ile etkili olan Botaş’a Anete Jekabsone’in serbest atış sayıları ile karşılık veren konuk takım, maçtaki üstünlüğünü sürdürdü. Oyunun bu bölümünde iki takım da dış atışlardan sonuç alamazken Adana temsilcisi, Nancy Anderson ile Sarı-Lacivertliler de Esmeral Tunçluer ile içeriden etkili olarak 17. dakikada skoru 29-35’e taşıdı. Bu çeyrekteki skorer oyununu devrenin son bölümünde de sürdüren Anete Jekabsone’in basketleri aradaki farkı koruyan Fenerbahçe, ilk yarıyı 36-42’lik üstünlükle kapadı.

Üçüncü çeyreğe hücumda etkili başlayan Botaş, Megan Frazee – Gamze Takmaz – Erinn Boddie üçlüsü ile 9-0’lık bir seri ile periyodun hemen başında 43-42 öne geçti. Anete Jekabsone’in üç sayılık basketi ile rakibinin serisini sonlandıran Sarı-Lacivertliler, Ivana Matovic’in de devreye girmesiyle oyundaki üstünlüğü yeniden eline aldı (47-54). Şaziye İvegin’in serbest atış isabetleri ile 27. dakikada durumu 50-60’a getirerek aradaki farkı çift haneli sayılara taşıyan Fenerbahçe, final periyoduna da 58-73’lük skor avantajıyla girdi.

Final periyoduna iki ekip de savunma sertliğini arttırarak başlarken, ilk dakikalarda takımlar rakibine kolay sayı şansı tanımadı. Nancy Anderson’ın orta mesafeli atışına Esmeral Tunçluer’in serbest atış isabetleri ile karşılık veren konuk takım, 33. dakikaya 60-75’lik üstünlükle girdi. Şaziye İvegin – Anger McCoughtry ikilisinin skorer oyunu ile aradaki farkı koruyan Sarı-Lacivertliler, karşılaşmanın bitimine 4 dakika kala durumu 64-81’e getirdi. Kalan dakikalarda da oyunun kontrolünü elden bırakmayan Fenerbahçe, maçtan 70-95’lik skorla galip ayrıldı.

SALON: Menderes

HAKEMLER: Yener Yılmaz, Sezin Oral, İhsan Çolak

BOTAŞ (70): Cansu Yetiş 2, Burcu Çiğil 4 (1 ribaund - 1 asist), Pelin Gülbağ 1, Seda Tabakçı (2 ribaund – 1 asist), Burcu Uzun (2 ribaund- 1 asist), Santos De Oliviera 12 (4 ribaund – 1 asist), Jolene Anderson 11 (4 ribaund- 1 asist), Gamze Takmaz 8 (2 ribaund – 2 asist), Tülay Hızal 2 (1 ribaund), Megan Frazee 14 (9 ribaund- 1 asist), Whitney Boddie 16 (2 ribaund- 3 asist)

FENERBAHÇE (95): Ecem Güler 4, Anete Jekabsone 12 (2 ribaund – 3 asist), Hana Horakova 9 (2 ribaund- 1 asist), Birsel Vardarlı (6 ribaund- 4 asist), Esmeral Tunçluer 13 (4 ribaund- 1 asist), Şaziye İvegin 13 (2 ribaund- 2 asist), Ivana Matovic 17 (5 ribaund), Nevin Nevlin 6 (5 ribaund – 1 asist), Özge Kavurmacıoğlu (2 ribaund), Angel McCoughtry 21 (10 ribaund – 2 asist)

1. PERİYOT: 17-21
2. PERİYOT: 19-21
3. PERİYOT: 22-31
4. PERİYOT: 12-22



* Tebrikler Kraliçeler.
* İlk maçta zaman zaman zorlanmıştık ama bu kez kendi evlerinde iyi oynarak,zorlanmadan geçtik.
* Nevriye benchte yer aldı.İhtiyaç olsaydı sanırım süre alacaktı  seriyi uzatmamak için.İyi oldu seriyi uzatmadık ve Nevriye de risk edilmedi.
* Yabancı kontenjanına takılan bu kez Tammy oldu.Anete oynadı.Bence final serisinde zorunlu olmadıkça Horokova tribünde olmalı,Tammy ve Anete mutlaka oynamalı.Oyun kurucu işini Birsel ve Esmeral götürür,zaman zamanda Anete topu getirir.Uzun olarak Tammy'ye ve skor için Anete'ye ihtiyacımız var.Horokova'dan daha elzem ihtiyaç bunlar.Ancak Koçun Horokova'dan vazgeçeceğini sanmıyorum.Bence yanlış tercih olacaktır.
* Maça dönersek ; Angel dene double double yaptı.21s.10r.2a.3tç.3tk.1blk.Savunmada zaman zaman uyusa da hücumda çok etkili oynadı.İlk maçta da 23s.12r.ile oynamıştı.Tam zamanında forma girdi.Ve en önemlisi biraz daha paylaşımcı oynuyor.Eskiden çok daha fazla zorluyordu.Final serisi için Angel'in performansı kesinlikle ve kesinlikle 1.belirleyici etken olacaktır.Bu düzeyde oynamak zorunda.Kendisinin istediği gibi takımı üstüne kurmak gerek.Tamam Nevriye,Matoviç,Birsel gibi dominant oyuncularımızda var ve onların performansı da önemli ama bence Angel kilit oyuncu.Son tartışmalardan olumlu çıkış yapılmış gibi görünüyor.
''Bir musibet bin nasihatten evladır'' sözü gerçekleşmiş gibi görünüyor.Fenerbahçe taraftarı hemen ''ırkçılık yaptı,tez zamanda kellesi alınarak göndermelidir'' naraları atarken bunun yanlış olduğunu hocanında hataları olduğunu ayrıca etik aranacaksa Bilica'lar başta olmak üzere sayısız örneğe ne yapıldığına bakmak gerekeceğini söylemiştik.Angel'ı şimdi göndermekle ne kazanacaktık ? FB Etik değerleri önemlidir tamam da şu foseptik düzende ne kadar geçerlidir.Bize madalya ve kupa mı vereceklerdi bunun için ?
 Otururlar ,konuşurlar uzlaşırlar.Ki bunu yaptıkları çözdükleri görülüyor.Hoca Angel'ın kafasına göre oynamasından memnun değildi.''15-20 atarsın ama maçı kaybederiz böyle ''görüşündeydi.(Bize karşı da 39 sayı atmıştı ama kaybetmişlerdi).Ama yanlış tavır içinde bunu gösterdi.İlk yarı oynattığı Angel'ı ,ikinci yarı hiç oynatmamak falan olmazdı.Karşılıklı oturup,konuşup,tartışarak ne istendiği izah edilmeliydi.Angel transfer edilirken nasıl oynadığı biliniyordu.Yoksa Angel'ı hoca istemeden mi transfer ettik ?
Şimdi Angel daha bir disiplin içinde oynuyor.Performansı da arttı,takıma da katkısı arttı.
* Matoviç,Anete,Esmeral ve rotasyona iyice yerleşen Şaziye'nin katkıları da iyiydi.
Anete 8/3 gibi düşük yüzde ile ikilik atsa da 12s.3a.lik performansı iyi.
* Birsel'in 95 sayı attığımız bir maçta 0 sayı ile oynaması ilginç.6s.4a.ile oynadı.
* Newlin'i beğenmedim.Artık böyle uzun kalmadı.Atletik uzun lazım.Newlin çok ağır kalıyor.
* Gençlerden Ecem ve Özge son dakikalarda girdi.Ecem 4s.Olcay 2r.1blk.ile dikkat çektiler.
* 42-29 ribauntlarda çok üstünüz. 
* Botaş kendi evinde direnemedi.Anderson bu kez fazla etkili olamadı.11 sayıda kaldı.

TBBL Playoff Yarı Final 1.Maçı : Fenerbahçe - Botaş : 84-77 !!!


Fenerbahçe Finale Yakın.
03.04.2011

Caferağa Spor Salonu’nda yapılan TBBL Playoff Yarı Final ilk maçında Botaş’ı 84-77 mağlup eden Sarı-Lacivertli takım, 1-0 önde başladığı seride durumu 2-0’a getirdi ve final için büyük avantaj yakaladı.

Fenerbahçe, Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi Playoff Yarı Finali’nde Botaş ile Caferağa Spor Salonu’nda yaptığı ve büyük mücadeleye sahne olan ilk maçı 84-77 kazandı. 3 galibiyete ulaşan takımın finale yükseleceği seriye 1-0 önde başlayan Sarı-Lacivertliler, bu sonuçla durumu 2-0’a getirdi. İki takım arasındaki ikinci maç 6 Nisan Çarşamba günü saat 18:00’de Adana’daki Menderes Spor Salonu’nda oynanacak.

Maça hızlı başlayan Botaş; Seda Tabakçı’nın sayılarıyla 2-6 üstün duruma geldi. Rakibine Esmeral Tunçluer-Birsel Vardarlı ikilisiyle yanıt veren Fenerbahçe, Tammy Sutton-Brown’ın turnikesiyle 9-8 öne geçti. Angel McCoughtry ve Ivana Matovic de seriyi 11-0’a taşıdı ve skor 16-8’e geldi. Botaş, aldığı Tülay Hızal’ın basketiyle döndü. Jolene Anderson da arka arkaya iki üçlükle durumu eşitledi. Fakat son dakika içerisinde 5 sayı bulan Sarı-Lacivertliler ilk periyodu 21-16 önde tamamladı.

Botaş ikinci çeyreğe Tülay Hızal’ın basketleriyle girip farkı 1’e indirdi. Konuk ekip, Nevin Nevlin’in serbest atışlarının ardından Jolene Anderson’ın skorer oyunuyla 14-0’lık müthiş bir seriye imza attı ve skoru 23-34’e getirdi. Hana Horakova’nın çabasıyla toparlanan Fenerbahçe’de Birsel Vardarlı’nın üçlüğü farkı 5’e düşürdü. Angel McCoughtry de seriyi 11-0’a taşıyarak ev sahibini 41-40 öne geçirdi. Adana temsilcisi, Tülay’ın üçlüğüyle nefes aldı ve devreyi 42-43’lük skorla kapattı.

Üçüncü periyodun skor perdesini Santos De Oliviera açarken, Fenerbahçe’nin cevabı Hana Horakova’dan geldi. Ivana Matovic’in devreye girmesiyle 51-49 üstün duruma gelen Sarı-Lacivertliler, rakibinin yabancı oyuncularının art arda basketlerine engel olamadı ve 2 sayı geriye düştü. Fakat 8-0’lık seriyle skoru tekrar lehine çevirmeyi başardı: 61-55. Botaş, günün formda ismi Jolene Anderson önderliğinde maça asılarak farkın açılmasını önlese de son çeyreğe 67-62 geride girdi.

Karşılıklı basketlerle başlayan final periyodunun ilk 3 dakikası 72-68’lik skorla geride kaldı. Angel McCoughtry’nin isabetiyle farkı 6’ya çıkaran Fenerbahçe, Whitney Boddie’nin turnikesine engel olamadı. Fakat hücumdaki etkinliğini sürdüren McCoughtry üst üste sayılarla skoru 80-73’e getirdi. Birsel Vardarlı da şık bir turnikeyle farkı 9’a yükseltip son 2 dakika öncesi takımını rahatlattı. Kalan bölümde Megan Frazee’in gayreti sonucu değiştirmeye yetmedi ve Fenerbahçe evinde 84-77’lik galibiyete ulaştı.


SALON: Caferağa

HAKEMLER: Özlem Yalman, Uğur Özen, Murat Ciner

FENERBAHÇE (84): Hana Horakova 14 (3 ribaund- 3 asist), Birsel Vardarlı 8 (5 ribaund- 9 asist), Esmeral Tunçluer 6 (2 ribaund- 1 asist), Şaziye İvegin 5 (2 ribaund- 1 asist), Ivana Matovic 12 (2 ribaund- 3 asist), Tammy Sutton-Brown 10 (3 ribaund- 1 asist), Nevin Nevlin 6 (7 ribaund), Angel McCoughtry 23 (12 ribaund)

BOTAŞ (77): Seda Tabakçı 6 (2 ribaund), Burcu Uzun (1 ribaund- 1 asist), Santos De Oliviera 4 (9 ribaund), Jolene Anderson 31 (4 ribaund- 2 asist), Gamze Takmaz 3 (1 ribaund), Gökçe Doğan (1 ribaund), Tülay Hızal 11 (2 ribaund- 1 asist), Megan Frazee 10 (7 ribaund- 2 asist), Whitney Boddie 12 (6 ribaund- 6 asist)

1. PERİYOT: 21-16

2. PERİYOT: 21-27
3. PERİYOT: 25-19
4. PERİYOT: 17-15
 
 
 
* Nevriye hala yok.Anete de yabancı kontenjanından tribünde.
* Angel Maçın yıldızıydı.23s.12r.ile çok etkili oynadı.Tam zamanında forma girmiş görünüyor.
* Horokova da 14s.3r.3a.ile diğer başarılı isimdi.
* Matoviç sanırım rahatsızmış,antrenmansız çıkmış maça.Belli oluyordu zaten,ayaklarını sürüyerek gidiyordu.
* 2.çeyrek rezalet oynadık yalnız.27 -15 lik seri.27 sayı yemek bir çeyrekte felaket.
* Şaziye ve zorunlu olarak Newlin rotasyona giriyor.Şaziye 15.45 dk.5a.1r.1a.ile oynadı.
* Angel'ın 12 ribaunt ve 2 bloğu,Birsel'in 9 asisti,Newlin'in 4 top çalması  ve Matoviç'in 4 top kaybı dikkat çeken rakamlardı.
* Botaş'ta 25 yaşındaki Beyaz Amerikalı Jolene  Anderson çok iyi bir oyuncu.31 sayı ile oynadı.
Transferi düşünülebilecek bir oyuncu.