7 Şubat 2011 Pazartesi

Galatasaray Medical Park - Fenerbahçe 51-73 (Salondan İzlenimler)




































Ezeli rekabet tarihindeki üstünlüğümüze, Avrupa kupasındaki eşleşme olarakta istatistiklere yansıyacak bir galibiyet daha kazandığımız bu maç ile seriyi 2-0 yapıp çeyrek finale yükseldik.

Her ne kadar Caferağa'da ki derbi ortamı ve galibiyetlerinin keyfi güzel olsa da, boş yere seriyi uzatmaya gerek yoktu, kızların da öyle düşüneceğini bildiğimden bari oradaki maçı da izleyeyim diye vapur-banliyö treni kombinasyonuyla Kazlıçeşme'den yürüyüp salona vardım.

Salon otoparkından geçerken etraf sessiz, bomboş olunca garip gözüktü, tek başına ortada durup elindeki sarı kırmızı işporta ürünleri satan satıcı beni renksiz görünce biraz daha yüksek sesle bağırmaya başladı ama boşuna uğraşma amca ben Fenerbahçeliyim dedim geçtim.

Gişelerin oraya geldiğimde maça 20-25 dakika falan vardı, merdivenlerin aşağısında duran bir grup galatasaraylı genç haricinde ortalıkta fazla kimse yoktu, gişelerde ve girişte hiç kuyruk yoktu.

Bilet alacakken, kalabalık 20 kişilik bir grup benden önce gişeye yönelmişti, bu gençlerin içinden biri başlarındaki birinden aldığı parayla bütün hepsine bilet aldı, böyle onlara bakıp sırada dururken yan taraftan başka biri gelip bana sokuldu, elindeki sıfır lira bedelli bileti gişe fiyatına satmak istiyordu, anladım ki bu maça bayağı boş-beleş taraftar toplamışlar. Bir de geçen maç Caferağa önünde bir bilet için milletin ne kuyruk olduğunu, içeriye girmek için kaç takla attıklarını düşündüm.

Kapıdan girerken üzerinizde bozuk para-çakmak var mı diyen görevliye alışkanlıkla cebimdeki anahtarlığı çıkartıp gösterirken kendi dangalaklığıma güldüm, üstünde FB yazan anahtarlık havaya kaldırdığım elimde sallanıyordu.

Ben girdiğim sırada yüksek sesle müzik çalınıyordu, takımlar resmi ısınma periyotları için sahaya anonsla ben gelmeden önce girmişler, bu kısmı kaçırdım, salonda gördüğüm Koskorcuk ağabeyin dediğine göre bizim takım çıkarken küfürler olmuş, daha fazlasını kesmek için araya müzik girilmiş.

Bizim bench karşısında, protokol tribünü solunda bir yere geçip, etrafta Fenerli kimse var mı diye bakınıyordum ki, Neozepron'un geldiğini gördüm, Koskorcuk ile işaretleştiğini görünce orada deri koltuklu sol üst tribünde en öne yerleşiverdik. Önümüzdeki demirlere ayaklarımızı uzatarak gayet konforlu bir deplasman tribünü oldu, Koskorcuk yanında iki tane daha Fenerli genç vardı.

Bu kısımda etrafta dağınık oturan seyirciler olduğundan keyfimize göre konuşmakta davranmakta sıkıntı olmadı, yalnız salonun bu kısmı çok sıcaktı, üstten geçen havalandırma kanallarından dolayı mıdır bilmiyorum.

Sol ve sağ pota arkası tribünler boştu, dağınık oturan tektük kişiler vardı ki, bir kısmı da Fenerbahçeliydi. Fenerbahçe bench arkasında özel güvenlikçiler duruyordu, sayıları fazla değildi. Karşı tribünümüzde taraftarlar iki blok aşağıdan yukarı dolduracak şekilde yerleşmişti. Caferağa'nın sol köşesi gibiydi ama burası Caferağa değildi, kocaman salonda diğer tribünler boş olunca aynı etkiyi vermek zor bir şey.

Saha içi koltuklar; -Fener bench arkası hariç- pota arkasındakiler dahil hepsi yerleştirilmişti, erkeklerdeki derbiye göre daha fazla koltuk vardı ama bunların çoğu boş kalınca aynı baskıyı kurmaktan uzak kaldılar. Zaten bizim bench tarafındakine altyapı oyuncuları oturtulmuştu.

Bu salondaki en stratejik noktalar olan saha içi koltukları böyle boş olunca, isterlerse tribündekiler maç boyu tezahürat etsin, sahaya yakın agresif bir baskı olmadıkça hiç bir anlamı olmayacaktı.

Oyuncular ısınmalara devam ederken, hemen sağ altımızda olan protokol tribününde Aydın Örs'ün yerleştiğini farkettim. Bu arada yaşlı bir galatasaraylı protokolün önlerinde oturan birilerine veryansın edip el kol hareketleriyle uzaktan bağırıp çağırmaya başladı. Orada önlerde oturan galatasaray kongre üyelerinden veya divan kurulundan olabileceğini tahmin ettiğimiz yüzü yabancı gelmeyen başka bir yaşlı başlı adam da yukarıya gelip onunla tartışmaya başladılar, karşılıklı küfürleşmeleri hayretle izliyorduk, kaç yaşına gelmiş adamlar kendilerini sakinleştirmeye çalışanlara tutmayın beni tripleri yapıyordu, bir süre daha atışıp durdular.

Evsahibi taraftarlar pota arkalarına geniş boşlukları kaplayacak şekilde sarı kırmızı bayraklarını pankartlarını sermekteyken, bizde hakemleri üstte asılan ülke bayraklarına bakarak inceliyorduk.

Anonslar yapılırken, bunların anonsçusunun bizimkine kıyasla ne kadar kötü olduğunu bir kere daha farkediverdim, eskiden dizi oyuncusu diye bildiğim şimdi neci olduğunu anlamadığım yalçın dümer hala bu işi de yapıyorsa ne söylenebilir.

Futbol ile voleybolda standart anons işlerinin dışına kaçılması hoşuma gitmez de, ben baskette anonscunun fazla aşırıya kaçmadan işini yaparsa, ortama belli bir katkısı olduğunu düşünürüm ama bu adam komedi gibiydi.

Bizim oyuncular ıslık uğultu eşliğinde diziliverdiler, kendi oyuncuları ise bu defa Caferağa'daki gibi birbirlerine itip kakarcasına gazla çıkış yapmadılar.

Maçın başlamasıyla üçüncü saniyede yağan konfetiler sonrası tezahüratlar başlarken, bench arkasına doğru bir tane torpil atıldı. Vur kır parçala sesleri ardından üçlü çekip Laylaylala aaa cimbombom diye başlayan tezahüratlar a.....a....koyayım Feeenerbahçe'ye dönüverdi.

Kenardakiler benche oturup beklerken, sahadaki kızlar saha temizlenirken uzak tarafta bir araya gelip herhalde bu gazı erken bitirelim diye sözleşiyorlardı. İçim rahat etmiyor Fenere koymayınca... diye bağıranları bu maçta rahat ettirmeyeceklerdi.

Konfetiler temizlenirken hala yukarılardan tek tük atılan konfetiler oluyordu, bu maçı saat sekizde zannediyordum da neden yedi buçuğa aldıklarını anladım dedim, böyle giderse sık sık duraklardı.

Bir kısmı kendi oyuncularına da isabet edip onların tepkisini çeken konfetiler temizlenip, görevlilerce büyük boy çöp torbalarına dolduruluyordu, dört torba konfetiyi götürüverdiler. Hakemlerde kendi aralarında masadakilerle sert bir şekilde konuşuyordu.

Bu arada atılan ses bombası sonrasında bizim bench arkasına yığılan spor büro polis ekipleri nereden atıldığını tespit etmeye bakınıyordu, oralarda başlarındaki amirleri Lokman da tribün önündeki demirlerin üstüne çıkıp görüntü yapıyordu, saha içinde olanlar arasında komiser Tufan'ı da görüverdim.

Tekrar başlayan maç ile Meral'in isabetli şutları Caferağa'daki maçtan daha iyi bir giriş yapmamıza imkan verdi. Bu şekilde dış faktörlerden etkilenmediğimizi salondakilere hissettirdik, kendi kaçan şutları ardından bizimkiler girdikçe oyuncularına bela okuyup durdular.

Aldıkları mola sonrasında da fazla değişen birşey yoktu, bu defa Augustus savunmasına ağırlık verdik, Slyvia'yı gene sıkıştırmalarla pasifize etmeye uğraştık, boşta bıraktığımız diğer oyuncularından gelen kötü şutlarla dengeleri erkenden bozuldu. Anete'nin üstüste gelen iki dış şutu saha içi koltuklarında olan az sayıdaki taraftarında tepkisini çekip kendi benchlerine doğru kızmaya başladılar.

Maraton tribünündeki taraftarlar bir iki hücum ıslık yaparak başlamışlardı ama bizim için Fenere de koy...saldır galatasaray ooley temalı sesler, üstüste gelen isabetlerden sonra kendi kendilerine takılmaya koyuldular, aşağısı yukarısı ikiye ayrılıp cimbombomu benim-biricik sevgilim yapıyordu, sahada ise biz onların sayılarını ikiye katlamaktaydık. Maçın başından sonra sekizinci dakikasına kadar küfür etmeden dayandılar, sonra kayış koptu.

Maçın ikinci periyotuna yetişen bir tanıdık arkadaş daha salona gelince arayıp bizim deplasman tribününe katılıverdi. Maçta zaten ortam rahattı kadro ve oyun olarak üstünlüğü de yansıtınca büyük fark olacağını öngörmek zor değildi, maç ilk periyotta bitti boşuna geldin diyordum ama zaten işten eve gitsem izlemeye yetişemezdim dedi.

Bir ara hakemlere kızıp hakem noluyor .ötün başın oynuyor diye toplu halde tezahürat etmeleri ise tam bir komediydi, Avrupa maçında yabancı hakemlerle oynadıklarının farkında değillermiş gibi ezbere saydırıyorlardı, bunları idare eden amigoların kafası nasıl merak ettim.

Nevriye'nin takım hücumda sıkışıp son saniyede elinde patlayan topu garip ama çok absürd bir şekilde elinden sallayıp yaptığı basket ile yüksek sesle gülmekten kendimizi alamadık.

Devre arasına giden oyuncular kafalarına havluları sarıp soyunma odasına yol aldılar, biz de kendi aramızda sohbet ederek zaman geçirdik. Protokol tribününde başkanlar yoktu, devre arası sonrasında yerlerine yerleşen birkaç yönetici gözüktü.

İkinci devreye belki iyi başlarız umuduyla girdiler ama gene erkenden hızlarını frenleyip salondakilerin maça girmesine fırsat tanımadık. Gene yukarılardan tek tük konfeti atanlar oluyordu, nedense bizim takımın malzemecisi oyun karşı sahada devam ederken sahaya girip düşen konfetiyi alıyordu.

Maçın dönecek durumu olmayınca biraz daha pislik yapalım düşüncesinde olan bazıları pota arkasının üstlerine doğru, bizim yedekleri de yan taraftan açıktan vuracak şekilde pozisyon aldı, oradan konfeti, bozuk para falan isabet ettirmeye çalışıyorlardı. Bunlar daha üçüncü periyotta maç öncesi serdikleri büyük bayrakları toplayarak gitme hazırlığına başladılar.

Bir süre sonra yukarılardan gene torpil atılıverdi, dumanı kenarda oturan oyuncuları rahatsız edince havlularla ağızlarını kapatıyorlardı. Maçta sayı farkını yirmi civarında tutarak rölantide gidiyorduk, herhangi bir tahrik unsuru davranış falan olmuyorsa da karşılarında rakip taraftar görmeyenler işi bu renklere nefretle pisliğe döküp kızlara uzaktan isabet ettirmeye uğraşıyordu.

Maçın son periyodunda sahada oynayan oyuncular yedeklerle bayağı bir değişiverdi, Işıl'ın maçtaki ilk sayılarını attığını farkedince bende bravo Işıl diye dalgasına alkışladım.

Tribünde oley oley- oley oley... ne cimbomu ne kartalı,sen olmasan yok bu hayatın anlamı... diye bizim söylediğimiz bestenin, cimbomum sen çok yaşa... şeklinde bir versiyonu söyleniyordu. Onlara katılıp kendi versiyonumuzu dile getirdik, biz sayı attıkça daha da coşup aynı şeyi bağırıyorlardı. Sürekli aynı şeyi söylediklerinden ortam öyle sıkıcıydı ki, uykum geldi değiştirin artık yahu diyesim geldi.

Sonunda tezahüratı değiştirdiler değiştirmesine ama bu sefer de; ölüm varmış korku varmış,bu dünyanın sonu varmış... diye giden başka bir upuzun beste girildi, bunu 2007'de Ahmet Cömert'te erkek basket maçında fark attığımızda, biz fark açarken uzun süre boyunca söylediklerinde salondayken ezberlemiştim. Gene kendi sahalarında fark attığımız bir güne böyle bir besteyi hemde maçın ilk devresinde de söylemişlerdi neden tekrar döndüler anlamadım, bir maçı bu kadar az çeşitlilikte tezahüratla geçiştiriyorlar, üç dört sene maçlarına gitmesen de gene aynı şeyleri duyabiliyorsun.

Salondan ayrılmalar devre arasında başlamıştı, dördüncü periyotta salondaki 2500 kadar kişiden 1500 kişi kalmıştı, onlarda maçın sonuna doğru azalarak gidiyordu.

Maçın sonlarına doğru bizim bench kenarında yere oturarak bacağını uzatıp soğuma-germe hareketleri yapan Birsel'e doğru bir torpil daha attılar, patlama sesiyle irkilip hemen diğerlerinin arasındaki yerine dönüverdi. Ardından bir patlama sesi daha duyuldu, ben kaç senedir tek taraflı oynanan derbilerde Caferağa'da rakip oyunculara böyle torpil,ses bombası falan atıldığını hatırlamıyorum.

Bunu atanları isteseler rahatlıkla yakalayabilecek olan spor büro polislerinin hepsi saha içinde aşağılarda olduğundan, yukarıya doğru bakınıp kimler olduğunu anlayınca tribüne çıkarak peşlerinden kovalamaya başladılar. Ama düşünceleri öyle saçmaydı ki, onlar en aşağıdan yukarıya çıkana kadar kaçanlar koridora çıkıp koşarak topuklamaktaydı. Bir kısmının yukarıda bekleyip aşağıdakilerden gelen anonsla koridoru ve koridora çıkışları kapatması daha uygun olurdu.

İlk okulda ebelemece oynayan çocuklar bile daha akıllıca kovalardı, onların birdenbire aşağıdan yukarı tırmandığını gören elemanlar koridora kaçıverdi, sonra koridorda da kovalamaca oyunu sürdü, devamında polisler onları ebeleyebildiler mi göremedik.

Maçın son dakikaları sen şampiyon olmasan da, kupaları almasan da ,Fener'e de koymasan da... tezahüratı ile geçiverdi. Maç bitiminde de oyuncularına bunu söyleyerek yolladılar.

Maç biterken sanki mola olmuş gibi bizim oyuncular kendi benchlerine gidip oturdular, galatasaraylılar kendi taraflarına gidiverdiler. Herhalde yeterli güvenlik önlemi alınmasını bekliyorlardı, hakemler ise salondan kaçarcasına ters taraftan götürülüverdiler.

Maç sonu tebrikleşme faslını kendi taraftarlarının taşkınlığı yüzünden sahanın ortasında yapamayacaklarını anlayan galatasaraylı kızlar, bizim oyuncuların yanına yönelerek onları bench önünde kutlayarak saha ortasına toplandılar. Bu sırada maraton tribünü üstlerinden kendi oyuncularına su şişesi geliverdi, devşirme oyuncuları Melisa Can'ın ayağına düşünce tribüne şaşkınla baktılar, başları önlerinde soyunma odasına gittiler.

Bizim kızlar da bench önünde kendilerine yoğunlaşan fotoğrafçılar önünde pozla Fener çekip, soyunma odasına kafalarında havlularla yöneliverdiler. Bench yakınındaki sağ taraflarındaki çıkışı kullanacaklardı, en önde giden Tammy Sutton Brown bunca derbi tecrübesiyle, diğerleri sakin halde hareket ederken, önünde duran malzemeler arasından hoplaya zıplaya koşarak aceleyle içeri girmesi komik bir görüntüydü.

Bazı galatasaraylı taraftarlar o çıkışa doğru yaklaşıp el kol hareketleriyle birşeyler saydırarak onlara çeyrek finalde başarı dileklerini sundular.

Hızla boşalmakta olan salonda bir süre daha kalarak etrafta sızlananları takip ettikten sonra dışarı çıkarak büyük çoğunluğu lise öğrencisi yaşlarında olan galatasaray taraftarları eşliğinde metrobüs durağına gidiverdik.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Fiba Bayanlar Euroleague 8'li Final Play Off 2.Maçları Değerlendirmesi.


A.png
B.png
C.png
* Bizim maçı ayrıntılı değerlendirdik.Ezerek,rahat bir şekilde 2-0 ile Çeyrek finale çıktık.
Şimdi biraz daha dinlenerek  ve iyi hazırlanarak son düzlüğe hazırlanacağız.
Çok iyi oldu bu eşleşme ve sonucu.
* MKB farklı kaybettiği ilk maçın rövanşında evinde zor da olsa 2 sayı ile Ros Caceres'i yenerek seriyi 1-1'e getirdi.Ancak Ros Caceres evinde 3.maçı alır ve çeyrek finale çıkar.
MKB'de Tijana Krivaçeviç 21s.5r.
M.Coleman 15s.K.Honti 12s.Ros Caceres'te Rebekkah Brunson 23s.13r.
Katie Douglas 16s.7r.(9/1 üçlük feci),M.Fernandez 13s.ile oynamışlar.
* Halcon Avenida Mize Pecs'i deplasmanda da yenerek 2-0 ile çıktı.Normal sonuç.
Mize Pecs'te A.Quigley 23s.K.Griffin 14s.Halcon'da Sancho Lytlle 22s.10r.
M.Xargay 13,E.DeSouza 11s.10r.ile oynamış.
* UMMC çok zorlandığı Madrit deplasmanında Rivas'ı uzatmada 13-4'lük seri ile 83-74 kazanarak çeyrek finale yükseldi.Bu serinin uzamasını isterdim.UMMC daha fazla yıpranabilirdi.
Rivas'ta D.Bonner 22s.5r.C.Paris 18s.8r.UMMC'de Cappy ile Arteshina 19'ar,C.Parker 16,S.Gruda 13s.ile oynadı.Cappy Pondexter 19s.7r.7a.ile maçı kazandıran oyuncu olmuş.
UMMC'de Polonyalı skorer forvet  (Biba) Agnieszka Bibrzycka'nın Penny gibi kişisel sebeplerle ayrılması çok önemli eksik onlar adına.Bizim için ise iyi bir gelişme.
Yerine Good Angels Kösice'den Slovak milli oyun kurucu Susana Zirkova'yı aldılar 3 Aylığına.
Biba Avrupa'da maç başına 26.7 dakika içinde 12 sayı ortalaması ve % 45 (57 26)üçlük ile oynuyordu.
Zirkova maç  başına 32,6 dakika 13,8 sayı ortalamasına sahip.
Zirkova ilk maçında 20 dk.da 5s.1r.(1/1 ikilik,3/1 üçlük) ile oynadı.
Ann Wauters, Agniezska Bibrzycka ve Crystal Langhorne ayrılmasından ,Candace Parker ve Zuzana Zirkova'nın gelişi ile yeni bir takım oyunu oluşturmak için çalışacaklarını söylüyorlar.* ZVVZ Praque ilk maçtaki gibi gene bir sürpriz yapmış.İlk maçı deplasmanda 56-73 gibi açık farkla kazanarak büyük sürpriz yapmış ve çeyrek final için avantaj yakalamıştı fakat Cras Basket deplasmanda 75-73 kazanarak bu işi kolay kolay bırakmayacağını gösterdi ve 3.maçı evine taşıdır.
Artık bu saatten sonra vermezler bence.
ZVVZ'de L.Whalen 20s.6a.her zaman beğendiğim Delisha Milton Jones 19s.13r.Cras Basket'te ise Sophia Young 24s.8r.(İlk maçta kötüydü.3s.4r.),E.Godin -13s.9r.- ve M.Mahoney 13'er sayı.
* Wisla Can Pack Rus rakibi Nadezhda'yı deplasmanda da yenerek (63-72) 2-0 ile turu geçti.
Nadezhda'da Tina Charles 19s.8r.A.Verameyenka 15s.8r.WCP'te
Erin Philips 7/6 üçlükle 22s.7r.  Nicole Powell 17s.9r.(6/1 üçlük) ,P.Pawlak 4/3 üçlük ile 11s.
Bu eşleşmeden Wisla Can Pack'ın çeyrek finale çıkması iyi oldu bizim açımızdan zira rakibimiz Spartak yerine Halcon olacaktı.3 Rus takımı Çeyrek finale çıktığı için Spartak - Nadezhda eşlecekti.
Spartak eski gücünde olmadığı için Halcon'a göre bizim için daha iyi bir rakip.
* Kösice rövanşı alarak seriyi 3.maça taşıdı.61-54.Ancak Bourges saha avantajını kullanarak çeyrek finale çıkacaktır.Ama zor maç olur.Kösice'nin geçmesi sürpriz sayılmaz.
Kösice'de Candice Dupree 13s.13r.Solopova,Hrickova,Kupcikova 10'ar sayı.Bourges'te ise Cathrine Joens 19s.E.Ndongue 12s.10r.Kalitsidou 10s.
* Ve rakibimiz olacak eşleşmede Beretta Familia beklendiği gibi zor geçen maçı 66-64 kazanarak seriyi Rusya'ya taşımayı başardı.Hala şansları var.İlk maçta da önde götürdükleri maçı 65-60 keybetmişlerdi.Tur atlayabilirler.Nefes kesecek bir maç olacak.
Beretta Familia da İsabella Yacobou 19s.8r.
L.Macchi 12s.J.Mc Carville 11s.9r.Spartak Moskova'da ise Epifaniya Prints 26s.(13/11 ikilik)
41'lik yeni transfer Taj Mc Williams 11s.7r.Sue Bird 6s.ile oynamış.
Prints tek başına savaşmış ama yetmemiş.10/1 üçlük ile oynamışlar.Asistlerde 16-4 Beretta önde.
Top kayıplarında ise 18-6 Spartak üstün.

* Serinin 3.Maçları 9 Şubat Çarşamba günü oynanacak.

Yol Haritası şöyle olacak ;
Fenerbahçe - Spartak/Beretta
Ros Casares/Sopron - Bourges/Kosice
Halcon - Wisla
Ekaterinburg - Cras Basket Taranto/Usk Prag

Final Four da ise ;
1-4 ile 2-3 ile eşlecek.
Yani bize yarı finalde Ekaterinburg gözüküyor gibi.
Hayırlısı Olsun.

Kraliçeler ''Klasik Terbiye'' İle Çeyrek Finale Çıktı.51-73 !!!!




Fenerbahçe Çeyrek Finalde.
04.02.2011

FIBA Bayanlar  Euroleague İkinci Turu’nda eşleşen temsilcilerimizden Fenerbahçe, ilk maçta mağlup ettiği Galatasaray Medical Park’ı ikinci karşılaşmada da 51-73’lük skorla geçti ve seriyi 2-0 kazandı.

Fenerbahçe, FIBA Bayanlar  Euroleague İkinci Turu’nda eşleştiği ezeli rakibi Galatasaray Medical Park’ı Abdi İpekçi Spor Salonu’nda yapılan ikinci maçta 51-73 mağlup ederek seriyi 2-0’a getirdi. Caferağa Spor Salonu’ndaki ilk karşılaşmayı da 77-58’lik skorla kazanan Sarı-Lacivertliler bu sonuçla galibiyet serisini 12 maça çıkarıp adını çeyrek finale yazdırdı. Mücadelenin ilk ve 3. periyotlarında 8’er sayıda kalan Sarı-Kırmızılılar ise FIBA Bayanlar Euroleague’e ikinci turda veda etti.


Karşılaşmaya hızlı başlayan Fenerbahçe; Ivana Matovic, Nevriye Yılmaz ve Esmeral Tunçluer’in basketleriyle 7-0’lık seri yakaladı. Sarı-Lacivertliler, Bahar Çağlar’ın isabetinin ardından 7-0’lık bir seriye daha imza atarak skoru 2-14’e getirdi. Donneka Hodges’ın üçlüğüyle nefes alan Galatasaray Medical Park, Esmeral’in uzak mesafeli basketine de Gülşah Gümüşay ile yanıt verdi. Fakat konuk ekip, Angel McCoughtry’nin turnikesiyle ilk periyodu 8-19 önde tamamladı.

Nevriye Yılmaz ve Seimone Augustus’un karşılıklı sayılarıyla açılan ikinci çeyrekte Anete Jekabsone’un basketi farkı 15’e yükseltti. Sarı-Kırmızılılar, Sylvia Fowles’un turnikesiyle durumu 12-25 yaptıktan sonra Fenerbahçe, Matovic -Jekabsone ikilisiyle 7-0’lık seri yakaladı. Fowles’un çabasına rağmen Jekabsone ile sayı üretmeye devam eden Sarı-Lacivertliler, son 4 dakikaya 18-35 üstün girdi. Ev sahibi, Bahar Çağlar’ın orta mesafeli isabetiyle serisini 6-0’a taşıdı ve farkı 15’e indirdi. Ancak konuk ekip yine Matovic ve Jekabsone ile basketler bularak skoru 20-40’a getirdi. Kalan 1 dakika 45 saniyede takımlar sayı kaydedemeyince devre bu sonuçla kapandı.

Üçüncü periyodun ilk basketi Angel McCoughtry’den gelirken, Galatasaray Medical Park 3 dakika 25 saniye süren suskunluğunu Seimone Augustus ile bozdu. Sylvia Fowles ve Anete Jekabsone’un karşılıklı isabetlerinin ardından Ivana Matovic durumu 24-46 yaptı. Ev sahibi Fowles ile oyuna ortak olmaya çalışırken, Matovic’in sorumluluk almasıyla farkın kapanmasını önleyen Fenerbahçe, Esmeral Tunçluer’in üçlüğüyle final çeyreğine 28-55’lik avantajla girdi.

Son periyoda Bahar Çağlar’ın basket faulüyle başlayan Sarı-Kırmızılılar, konuk ekibin 6-0’lık serisini Işıl Alben ile durdurdu. Esmeral Tunçluer’in isabetinin ardından ev sahibi; Nihan Anaz, Işıl ve Melisa Can’ın sayılarıyla 6-0’lık seri yakaladı ve skoru 43-63’e getirdi. Nevriye Yılmaz, Donneka Hodges, Anete Jekabsone ve Gülşah Gümüşay’ın karşılıklı basketleriyle süren çeyreğin son 2 dakikasına Sarı-Lacivertlilerin 20 farklı üstünlüğüyle girildi. Kalan sürede Hana Horakova ile sayılar bulan Fenerbahçe, Abdi İpekçi Spor Salonu’ndan 51-73 galip ayrıldı ve FIBA Kadınlar Euroleague Çeyrek Finali’ne yükseldi.


SALON: Abdi İpekçi

HAKEMLER: Jaroslav Janac (Slovakya), Damir Kunosic (Bosna Hersek), Meka Kupatadze (Gürcistan)

6ALATASARAY MEDİCAL PARK (51): Tuğba Palazoğlu, Donneka Hodges 5 (3 asist), Bahar Çağlar 7 (4 ribaund- 1 asist), Işıl Alben 6 (3 ribaund- 1 asist), Gülşah Gümüşay 5 (1 asist), Gintare Petronyte 4 (2 ribaund), Melisa Can 4 (6 ribaund), Nihan Anaz 2, Seimone Augustus 4 (1 asist), Slyvia Fowles 14 (6 ribaund- 2 asist)

FENERBAHÇE (73): Özge Kavurmacıoğlu, Anete Jekabsone 14 (1 ribaund- 1 asist), Hana Horakova 7 (4 ribaund- 1 asist), Birsel Vardarlı 3 (6 ribaund- 5 asist), Esmeral Tunçluer 16 (7 ribaund- 2 asist), Şaziye İvegin (1 asist), Nevriye Yılmaz 8 (5 ribaund- 4 asist), Ivana Matovic 16 (5 ribaund- 1 asist), Tammy Sutton-Brown 2 (1 asist), Angel McCoughtry 7 (6 ribaund- 1 asist)

1. PERİYOT: 8-19
2. PERİYOT: 12-21
3. PERİYOT: 8-15

4. PERİYOT: 23-18

Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımımızın Antrenörü Laszlo Ratgeber, her geçen gün daha iyiye gittiklerini belirterek, tüm Fenerbahçelilerin bu takımla gurur duyması gerektiğini söyledi.

Maçın ardından basın toplantısı düzenleyen Laszlo Ratgeber Final Four inancını dile getirererek, "Oyuncularım hiçbir an enerjilerini kaybetmediler ve maç boyunca sürekli mücadele ettiler. Felsefemiz taraftarlarımız ile organize olup, her maçı kazanmak. Çok mutluyum. Her geçen gün daha iyi basketbol iyi oynuyoruz. Tüm Fenerbahçelilerin bu takımla gurur duyması  gerekiyor. Final Four’a ulaştığımızda en iyi oyunumuzla mücadelemize devam edeceğiz" diye konuştu.

"İnşallah şampiyon olacağız"

Fenerbahçe Televizyonu’na maçı değerlendiren Kaptanımız Nevriye Yılmaz, "Galatasaray maçlarını Euroleague maçı olarak görmedik. Bizim için derbi havasında geçen maçlar oldu. İlk maçı kazanmamızın avantajını koruduk ve ikinci maç beklediğimizden kolay oldu. Bu galibiyetle Avrupa’da 12’de 12 yaptık. Yolumuza yenilgisiz devam ediyoruz. İnşallah şampiyon olacağız"

*************
Galatasaray Medical Park Antrenörü Ceyhun Yıldızoğlu ise Fenerbahçe'nin galibiyeti hak ettiğini söyledi.

Yıldızoğlu, rakiplerinin çok tecrübeli oyunculardan kurulu olduğunu belirterek, ''Bugün kazanarak seriyi son maça taşımak istiyorduk, ama karşımızda ilk maça göre daha güçlü ve kararlı bir takım vardı. Maçın başından itibaren bu karakterlerini tamamen yansıttılar. Fowles'ı kullanmakta zorluk çektik. Her hamlemize yanıt verdiler. Daha önce Avrupa Ligi'nde aldığı bazı olumsuz sonuçların acısını bugün çektik'' ifadelerini kullandı.

Ezik Forumlarından Seçmeler ;
********
Doruk Gölbaşı : Tek kelimeyle yazıklar olsun. Aldığınız paralar haram zıkkım olsun diyorum. En başta Ceyhun Yıldızoğlu sana yazıklar olsun. Şu maçta biraz insanda utanma duygusu olur. 6 aydır GALATASARAY camiasını daha iyi olacağız diye kandırdın. Takım 1 adım bile ileri gidemedi. Resmen bozuk para gibi harcadılar bizi... Buna sessiz kalınması‚ tepki gösterilmemesi beni daha çok yaralıyor. Oley Oley diye bağıracağımıza YETER Ceyhun diye bağırsak daha iyi değil mi ? Ne bir takım savunması‚ ne bir hücum organizasyonu var. Aldığı Petronyte midir nedir transfer etti‚ oyuncu İstanbula geldi. 6 ayda çok zayıflamış şaşırdım dedi. Bir milli takım antrenörü bunu diyor EY GALATASARAYlı kardeşlerim‚ abilerim hiç mi sizin bu duruma içiniz acımıyor ? Bakıyoruz Petronyte bugüne kadar en ufak bir ilerleme göstermemiş. Harcanan paralara yazık. Ben böyle bir REZALET görmedim. Bir gram umursamayan Zafer Hoca Türkiye Kupasını almıştı hiç olmazsa...

Yönetim şu duruma sessiz kalmasın artık !

Dipnot: Formamızda GALATASARAY arması neden yok ?

***********
ne garip şutlar attık ya‚ sanki potaya top değilde tuğla atıyorlardı‚ airballlar panyada kareye bile değmeyen turnikeler‚ hele tuğba 2-3 kere turnike attı potayı kırmaya gidiyordu sanki‚ o kadar sert atılırmı top. Seimone hariç bizim takımın şut mekaniği felaket tahta bilekliyiz hiç yumuşaklık yok. hiç şut antrenmanı yapmamış gibiler.

Spartak taj mc williamsi almış ama yetmez‚ bari Slyviayi kiralayalım onlara playoff zamanı geri alırız‚ bizim 1. olacağımız yok bari spartak elesin bunlari‚ suebird nasıl kullanıyor Slyviayi herkes izler.

*************
"Takıma gelince rezillikten başka bir şey diyemiyorum‚ çok uzatmanın da anlamı yok. Senin rakibin giden oyuncusunun yerini anında kağıt üstünde neredeyse denk isimle doldururken‚ biz sahada kısa olarak Işıl‚ Tuğba izlemeye mahkum olduk‚ kahır ne kelime‚ kabir azabı resmen. Bu takım sene başından beri kısa gerektiğini kendisi bas bas bağırıyordu‚ Ceyhun Hoca´nın tek becerebildiği iş her maçtan sonra "Gelişiyoruz‚ olacak‚ bitecek‚ zıplatacağım bu takımı" nidaları‚ başka bir numara yok.

Aldığı oyuncuların hepsini kendi seçti. Müthiş bir 5 numara diye Petronyte diye değil basketbol oynamak‚ herhangi bir sporla ilgilenmesi zarar olan bir ablamızı getirdi. Kendisi de daha hazırlık döneminde anladı bu oyuncunun ne olduğunu da‚ gönderip rezil olmak istemedi herhalde. Hodges‚ Melisa Can gibi konuları söylemiyorum bile.

Bu takımda Fowles‚ Augustus‚ Bahar Çağlar kalmalıdır‚ birde belki Işıl kısa rotasyonunda süre alması için. Onun dışında başta Tuğba Palazoğlu denen ibiş olmak üzere hepsinin sözleşmesi şu an feshedilmeli‚ başlarına da Ceyhun hoca´yı kafile başkanı yapıp Botaş takımına bir hediye sunulmalı‚ alın bedavaya diye."
*************
Fowles´a top indirmek yerine içeriye karpuzlama top atan oyuncularda basketçilikten istifa edebilir mi
*******************
Bahsettiğiniz takım 1 ay içinde en önemli iki oyuncusunu kaybetti‚bu oyuncular Fenerbahçe´nin yarısı idi‚yani eurolig´in birincisi diye bahsetmemek lazım şu anda karşımızda olan Fenerbahçe´den...Bu yanıltıcıdır çünkü...

Siz bence yazdığınız için bende kendi fikrimi ekleyeyim...

Bu anlayışla bu ligde hiçbirşeye gebe değil bence...Yine şampiyon belli‚yine finalde süpürülecek takım belli...
*************
maşallah iyi ki gitmiş taurasi´yle diğer yabancı‚ onlar da kalsa bu maça çıkmayacaktık herhalde..
*****************
´´Dandik matovici kral yaptık elimizde kral Fowles var kendi başına çabalıyor yazık yazık.´´
´´40 olduk mu ? ben sinirden maçı kapadım ´´
*************
Galatasaray takımlarının maçlarını izlemek sigaradan daha zararlı.
*******************
hiç uzulmedim zaten ikinci yarı butun as oyunculari cikardi gs cunku pazartesi botasla lig icin daha onemli bir mac var tamika gelince biraz daha iyi olur takım.Tek icime sindiremedigim sey fb nin yarısı olan diana penny 1 hafta icinde gidiyorlar gidip yerine 2 oyuncu aliyorlar ve bu 2 oyuncu iyi oynamadan da kazaniyorlar....

Galatasaray Medical Park - Fenerbahce Maç Sonu

Uğur Sertkaya Teşekkürler.






 **************************************************************
* Tebrikler Kraliçeler
86979523_162603740799_138250860799_3313916_7783369_n.jpg
 http://www.vamosbien.org/VB/wp-content/uploads/fb_gs_pankart-300x171.jpg
Kraliçeleri , teknik ekibi  ''Klasik Öğrenilmiş Çaresizlik Ezik Terbiyesi'' için kutluyorum.

 * Bu sezon bu ''4.Terbiyemiz''
21.10.2010 Cumhurbaşkanlığı  Kupası
Fenerbahçe 75:58 Galatasaray MP

28.11.2010 TBBL 1.Maç
Fenerbahçe 74:68 Galatasaray MP

01.02.2011 Euroleague 1.Maç
Fenerbahçe 77:58 Galatasaray MP

01.02.2011 Euroleague 2.Maç
Galatasaray MP 51:73 Fenerbahçe

* Resmen ezdik geçtik.Maçın başında eziklerin - güya takımı coşturmak için atmışlar şaka gibi - sahaya konfeti atıp 3 dakika geç başlatmaları bile hızımızı kesemedi anca fırtınayı 3 dakika geciktirdi. * Mükemmel bir basketbol oynadık.Bu maçın kaseti altyapılara ders olarak gösterilmeli.
Mükemmel savunma,hücumda iç-dış dengesi her şey harikaydı.Sadece top kayıplarımız biraz fazlaydı.
* Eşleşmeden aslında pek memnun olmadığımı yazmıştım daha önce ama güçlerinden çekindiğimden değil ''malum çirkeflikleri''ndendi.Ancak 2 maçta da öyle bir güç farkı yarattık ki ''bir şey yapacak (!) hal bırakmadık''.
* Çok iyi oldu 2-0 ile geçmek ve de üstüne kreması Spartak - Beretta serisinin uzaması da.
Şimdi çok iyi dinlenip,hazırlanma fırsatı da yakaladık.Bu sene Allah yüzümüze gülüyor buna inanıyorum çünkü her türlü badireye rağmen nazar değmesin çok iyi gidiyoruz.
* Serinin bu şekilde ezici bir şekilde bitmesi ayrıca ligiçinde çok iyi oldu.Zira ezikler şimdiden ''havlu atmış gibi çaresizlik''içine girmiş durumdalar.
* Biraz teknik irdeleme yapacak olursak ;
Hemen kafadan mükemmel savunma ile ezikleri 3 çeyrek 28 sayıda (8-12-8) tuttuğumuzu görüyoruz.
4.çeyrekte rölantiye almasak 40 sayıyı bile geçemeyeceklerdi.
* İkinci önemli nokta ; ''Üçlüklerde dağıtmamız'' dı.11/8.% 72.7 gibi harika bir yüzde ile atmamızdı.
1.Maç öncesi yazımda ''
''Onlar da içeri gömülerek dış şutlarımızı riske edecek alan savunması deneyeceklerdir.İşte o zamanlarda Zogota,Esmeral,Birsel ve Horokova hatta Angel,Matoviç (tepeden) üçlük sokmalı'' diye yazmıştım.Alan savunması yapmadılar ama Angel hariç Matoviç de dediğim gibi tepeden hepsi soktu üçlükleri.Ezikler ise 18/2.% 11.1 atmışlar.
* Asistlerde 17-9 öndeyiz.
* Sadece 17 top kaybımız fazla.Zaten dün akşam tek negatif yönümüz buydu.
* Her zaman söylediğimiz ''Türk basketbolunun 3 Altın Kızı'' Nevriye-Birsel-Esmeral gene çok iyi oynadılar.Onlara o bildiğimiz dominant Matoviç performansı da eklenince korkunç potansiyelli bir takım oluyoruz savunma ve hücumda.Bunlara dün Angel daha az katılırken,Anete de çok iyi katıldı.
* Angel ve Anete demişken,Angel bu seride çok öne çıkmadı,çok iyi değildi.İdare etti diyelim.
İlk maçta 11/11 serbest atışları ile daha fazla sayı bulmuş,faul problemi nedeniyle de 1,5 periyot oynamamıştı.Dün de 19 dakika süre aldı ve 10/3 gibi düşük yüzde ile oynadı.7s.6r.
Yani Angel gibi en önemli silahımızı tam kapasite ile kullanmadan bile rahat geçtik.
Anete ise süper.Bayıldım.Çok iyi şutör olduğunu söylemiştik.Solak olması da avantaj.Yakın zamanda zaten bu salonda eziklere Spartak Moskova forması ile 14 sayı atmıştı.Dün de 5/3 ikilik,3/2 üçlük ile 14 sayı atmış.Anete'den eziklere fiks menü yani : 14 sayı :))
* Esmeral.Nihayet o bildiğimiz iyi şutör özelliğini gösterdi.3/3 üçlük,6/3 ikilik 16 sayı.
Eğer Esmeral bu şekilde formda olursa çeyrek final ve f4'te bize çok katkı sağlar.
Diana ve Penny gittikten sonra dış atıran ceza üçlükleri konusunda sıkıntı çekebiliriz algısı vardı.
Anete ile birlikte bu konuyu çözebilirlerse müthiş bir avantaj.Zira içeriden Nevriye ve Matoviç,penetreleri ile Angel zaten en büyük silahlarımız.
* Hocayı da kutluyorum.Hele o ingilizcesine ve beden dilini kullanarak konuşmasına bayılıyorum.
Çokta güzel sözler söylemiş yukarıda verdiğimiz gibi.Helal Olsun.Takımı da iyi hazırlamış.
En önemlisi de kısa zamanda rolleri iyi ayarlamış.Artık Horokova da ısrar etmiyor,Birsel bu takımın 1.guardıdır ve en fazla süreyi almalı,Horokova Onu dinlendirmeli düşüncemizi gerçekleştiriyor.
Artı takımın belkemiğini oluşturan oyunculara daha fazla süre veriyor.Yoruluyorlar ama ritm bozulmuyor rotasyon ile.Fazla rotasyon yapmamakta iyi.
* Tammy'nin döndükten sonra ilk sayılarını atması ile maç sonrası soyunma  odası röportajlarında genç Özge'nin Final Four'a kaldık ,çok mutluyuz'' demesi akıllarda kalan güzelliklerdi.
Özge Allah söyletti diyelim :))
* Ezikler için söylenecek fazla bir şey yok.Feci bir çaresizlik içindeydiler.Fowles gibi bir oyuncu o takıma yakışmıyor.Kendisi de zaten ''Ne işim var benim bu takımda '' diye soruyordur.
Penny Taylor tercihimiz yüzünden sezon başında alamamıştık ama seneye kesinlikle alınmalı.
Zaten teklif edersek koşarak gelecektir. Dün akşam 14 sayı attı ama önemsiz.
Bu kez Augustus'u sahadan sildik.4 sayıda kaldı.Sadece Bahar Çağlar ve Gülşah Gümüşay gibi 2 genç yerli oyuncu gözdolduru bana göre.Türk bayan basketbolu adına sevindirici.Tam tersine Işıl Albeni ve Tuğba Palazoğlu'nun hem çok kötü performansları hem de anti centilmenlik dışı tutumları içlerindeki eziklik duygusu ile kopan fırtınanın dışa vurumlarıydı.Faul yaptıkları oyuncularımızı kaldırmak veya pardon demek bir yana dönüp bakmıyorlardı bile.Bizim oyuncularımızdan biraz ders alsınlar.
Işıl Albeni 23 dk.da 11/3 ile Tuba ise 24 dk.da bütün kategorilerde sıfır çekerek sadece top kaybı 2,top çlaması 1 yerlerde sürünüyorlardı.
* Maçın rejisi de berbattı.Kameraların önündeki ezik kafaları bir türlü önleyemeyen bir anlayış maçı naklediyordu.Sonra neyse ki düzelttiler biraz.